Kapitalizm sone erdikten sonra neler olacak?

İşte ufak bir soru. Kapitalizmin önümüzdeki 50 yılda hala var olabileceğini düşünüyor musunuz? Peki ya 100 yıl? Ben düşünmüyorum. En azında bugünün dünyasında temel işleyiş prensibiyle olamaz. Düşüncem o ki, dostlarım, eğer elimizdekinin en iyisi buysa hapı yuttuk. Kapitalizmin bu yüzyılda hayatta kalabileceğini düşünmüyorum. Çünkü çoktan her alanda az veya çok kendini imha etmeye başladı.

Bana bir iyilik yapın ve benimle birlikte düşünün. Önümüzdeki 50 veya 100 yılı hayal edin. Ama bedava enerji ve büyülü icatlar gibi fantastik teknolojileri işin içine katmayın, mucizelere izin yok. Açık bir şekilde düşünmeye çalışıyoruz. Yalnızca içinde bulunduğumuz zamanı 50 (veya isterseniz 100) yıla uzatın.

Ne görüyorsunuz? İşte benim gördüklerim: Tahrip edilmiş, sıkıntılı, çökmüş ve mahvolmuş bir dünya. İklim değişikliği ile şehirler sular altında kalmaya başlamaktadır. Havalar çok daha serttir ve sonuç olarak her şey daha öngörülemez olacaktır. Görece daha güvenli alanlara kaçan insanlara karşın, yolsuzluk ve eşitsizlik nedeniyle çoktan istikrarsızlaşmış olan toplumlar bozulmaya ve çökmeye başlamıştır.

Ancak herkese yetecek kadar iş bulunmayacaktır. Her şey otomatik olacaktır. Nasıl önceden fabrikalar işçilerle doluysa şimdi de imalathaneler robot sesleriyle uğuldayacaktır. Hatta yaratıcı ve analitik iş alanları bile otomatikleştirilecektir. Kitaplar, müzikler, filmler, hukuk… Tamamen Yapay Zekâ tarafından yapılmasa bile, onun yardımıyla yapılacaktır. Bam! Ve ekonomi çöker.

Sonucunda, toplum şimdiki kast sistemine benzer şekilde işleyecek. Aşırı zenginler, eski fakirler ve yeni fakirler var olacak ve arasında hiçbir şey olmayacak. Orta sınıf, çağdaşlık başarısının tanımı, tarih olacak. Orta sınıfın mesleği ne? Hayatı? Kazancı? Zihni? Değeri? Hepsi geçmiş çağların kalıntıları. Bunun yerine, yeni kast toplumunda güvenlik nerdeyse himaye orda olacak. Milyarderlerle iyi geçinin, belki size zorluklara göğüs gerip bir süreliğine makul bir hayat sürebilmeniz için yetecek birkaç kuruş verirler.

Sonuç olarak ekonomi karanlığa bürünecek. İnsanlar hayatta kalmak için çareyi şiddet ve ahlaksız davranışlarda bulacak. Kadınlar bedenlerini hisleri online aktaracak şekilde satışa sunacak, çünkü seks teknolojileriyle tamamlamak zorunda olacaklar. Erkekler yapabildikleri herhangi bir yolla güçlerini satacaklar. Belki kurumsal olarak adlandırılan veya adlandırılmayan şu veya bu mafyaya katılır, bugün Rusya’da olduğu gibi. Nihayetinde, bilmek, iç yüzünü anlamak, düşünmek… Her zaman büyük lüksler olan tüm bu şeyler durma noktasına gelmek üzere. Ve bütün bunlarla birlikte nezaket, edep, vatandaşlık, tolerans da elden gitmekte.

Çağın atmosferi olan suiistimal, şiddet, umutsuzluk ve tahripten herhangi biri yüzünden dünya ebediyen faşizmin kıyısında.  Radikaller gezegenin ölmesi, yetersiz iş imkanları, üstte biriken para gibi tüm bu problemler için hep korumasızları, güçsüzleri, ötekileri suçluyor. Kim bunlar? Genellikle başka yerlerden güvenli bölgelere kaçanlar. Bu insanlar kendilerini kampta bulurlar, kazanç için çiftçilik yaparlar veya sadece açlıktan ölürler.

Nihayetinde demagoglar[1] ve otorite yanlıları zirveye yükselecek. Bu çökmüş toplumlara 3 koruma yöntemi teklif edecekler. İlk olarak, iklim mültecileri ve çöküntü göçmenlerinden bulaşan mikroplara karşı “saf” koruma teklifini sunacaklar. İkinci olarak faşistlerin en kötü çeşitlerine karşı “iyi insanları” koruma teklifi ve son olarak üçüncü olarak, bir çeşit psikolojik güvenlik olsa bile, harabe çağının benzersiz problemlerinden olan tahribatın en kötüsünden herkesi korumayı teklif edecekler.

Çizdiğim portre sizi korkuttu mu? Ya da çoktan bu çeşit bir yere doğru gidiyormuşuz gibi mi geliyor? Olayı çok mu abarttım? Buyurun kendiniz düşünün bu konu hakkında, eğer bir şeyler değişmezse… Genel hatlarıyla yukarıdaki geleceğe benziyor mu benzemiyor mu? Peki ya günümüz?

Şunu söylemekte haklısınız, çizdiğim portre tamamlanmamış hissettiriyor. Eklemeliyiz ki, Bütün bunların arasında (tahrip olmuş ekonomi, çöken toplumlar, ölen dünya…) saadet okyanusu ve adası olacaktır. Peki bunlar neye benzeyecektir? Hadi bunun hakkında düşünelim.

Sahip oldukları her kaynağı (akarsular, ağaçlar, insan beyni ve bedeni…) çok daha fazla düşünceli bir şekilde, dikkatlice ve ihtiyatlı kullanan bir yer olacaktır. Bu kaynaklar gerçekten bir fayda sağlamak için kullanılmak zorunda olacak. Yani sadece daha fazla Facebook yaratmak için kaynakları çiğneyemeyecekler çünkü böyle bir şey sonunda kimsenin yararına olmayacak ve yalnızca sefalet, kin, mutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik yaratacaklar. Bunun anlamı şu anda bu kaynaklar yalnızca hayatı geri kalmış bir hale getirmek için kullanılıyor.

Tüm bu kaynakları –ki bu, ister sosyal ister entelektüel, ister doğal, insan olsun, ister beşeri olsun, pek çok sermaye türünü daha akıllıca kullanmak için basitçe şunu söyleyemeyecekler: “Sizlerin, tüm bu şeylerden elde ettiğiniz kazancın dışında kârınızı en üst düzeye çıkarırsınız fakat daha fazla para kazanmak anlamsız!” Bunun yerine, bizim “kazanç” kavramımızın ötesinde bir yol izlemek zorunda kalacaklar ve kuruluşlarının aslında tüm bu kaynakları, insanlara fayda sağlayan kullanımlara koyacağından emin olabilirsiniz. Bu bir jenerasyonu ve geleceğin gayri safi yurtiçi hâsıla ve kar gibi şeyleri yaratmaya kendini adamış binlerce genci kandırmaya yetecektir.

Ama hangi kaynakları? Kim karar verecek? Birçok kuruluş sadece hissedarları için ve hissedarları vasıtasıyla olmaksızın başarılı olmak zorunda kalacak. Ancak yönetim kurulları ve idari kurullar toplumdaki tabaka ve rütbelerden üyelerle oluşturmak zorunda olacaklar. Bu iş düzenlemesi oldukça zor olacaktır. (Elizabeth Warren’in[2] planını hatırlayın, işçileri kurula yerleştir ve hallolsun.) Yine de işe yaraması oldukça zor.  Gelecekte kuruluş yaratmak, biz onlara hala banka ya da şirket desek bile, binlerce zihin, bir sürü zaman ve fikir isteyecek.

İnsanlar bu kuruluşlarda ne yapacak? Bu kuruluşların çalışmaları bugün ki gibi olmayacak. Bugünün işi üsttekiler tarafından –kuruldakiler, CEO atayan, maksimum kazanca nasıl ulaşılacağına karar veren hissedarlar tarafından tasarlandı ve tanımlanmıştır. Nihayetinde herkes de buna uyar. Günümüz ekonomisinde çoğunlukla, hesap yapmayı bilsin veya bilmesin, herkes kar hesabı yapar. Buna istemeseler bile (maalesef) öğretmenler ve doktorlar da dâhildir. Ancak yarının kuruluşları yalnızca gayrı safi milli hasılatı arttırmaya yarayan “kazançlardan” daha büyük ve doğru şeylerden yapılacağından dolayı ve bunu sadece söz konusu kardaki hissedarlardan oluşmayan kurul ve yönetim organıyla yapacağından çok farklı çalışacak.  İnsan etkili tasarımları, saadet mimarlarını ve daha fazlasını hayal edin.

Tüm bu değişimleri yapabilen yerlerin refah düzeyi artacak. Biz muhtemelen onları “ikinci dalga sosyal demokratlar” gibi bir isimle adlandıracağız. Neden mi? Çünkü onlar kritik ve hayati önem taşıyan bir şeyi yapmış olacaklar ki henüz çok azımız (özellikle Amerika’dakilerin) anlayabiliyor veya düşünebiliyor. Kapitalizmin ötesine geçecekler.

Sizin için yukarıda çizdiğim portre bir post-kapitalizmdir.

Yalnızca bir dakika için bunu zıddıyla karşılaştırın. Kuruluşlar bankalar ve şirketler gibi olsun ve “serbest yatırım fonları” tek bir sebep için var olsun: gerçekte, maksimum kazanç bundan böyle sadece hissedarlar tarafından yönetilsin bundan dolayı diğerleri hiç çalışmasın. Bu peri masallarının ve özgürlükçü âlimlerle Amerikan ekonomistlerinin hayal gücünün dışında gerçek dünyadaki kapitalizmdir. Gerçek dünyada kapitalizm kar için sömüren bir sisteme dönüşmüştür. Üstelik bu sömürme gezegenden tutun zihinlere, bedenlere ve hatta demokrasiye kadar uzanan her şeyi kapsar.
Para, kar sahiplerinin kasasında biriktirilirken sakızlarını patlattılar. Ancak para, “emeğim üzerinden seninle ticaret yapmak istiyorum” demenin bir yoludur. Ve nihayetinde herkese yetecek kadar yeterli olmayan bu para ironik bir şekilde kapitalizmin sonudur.

Tabi ki, yeterli para olmadan, insan hayatı parçalanmaya başlayacaktır. Çünkü hayatlarını sürdürmek için gereken basit bilgileri sonradan edinemeyecekler. Eğer bu hikâyenin en ufak bir parçası hakkında şüpheniz varsa günümüz Amerika’sına bakın, milyonerler servetlerini büyütürken; %80’i ay sonunu ucu ucuna getiriyor, %70’i acil durumlar için anında bin dolar çıkaramıyor, çoğu insan emekli olmuyor. Para sıkıntısı daha belirgin olabilir mi? Ve bu da demek oluyor ki Amerikalılar sağlıksız, yemeksiz; çocuk bakımı, sağlık hizmetleri olmadan yaşamak zorunda.

Şimdi bu tür bir topluluğun başta betimlediğimiz gibi bir dünyada hayatta kalmaya çalıştığını hayal edin. Üç şeyden ibaret olan dünyada; ölen bir gezegen, bozulan toplumlar, çöken ekonomiler. İnsanların az bir parayla ve asgari miktarda hayatta kalma bilgisiyle daima yaşama tutunabileceği bir yerleşim hayal edebiliyor musunuz? Ben edemiyorum. Yalnızca faşizmle, otorite yanlılarıyla, teokrasiyle daima yozlaşmakta olan toplumları düşünebiliyorum. Yani insanların boş ve zor koşullar altında büyüdüklerinde kucakladığı tüm çöküş biçimleriyle.

İşte dostlarım,  kapitalizmin düşüşünün tüm sebepleri bu şekilde.  Birçoğunuz bu şekilde olmak istemeyebilirsiniz. Bir kısmınız bu aşırı fikre sinirli ve şiddetli bir tepki verebilirsiniz. Ama ben sadece bu konunun üzerine gerçekten düşünmenizi istiyorum. Çok uzun süredir entelektüeller ve düşünürler tarafından garip ve yanıltıcı bir fikir olan kapitalizmin sonsuza dek süreceğine inandırıldınız. Bu iş dünyası ve ticaretin sonunun geleceği anlamına gelmez. Bunlar çok önceden de vardı ancak bunlardan “kapitalizm” olarak bahsedemeyiz. Çünkü antik pazarlarda testilerce şarap satan tezgahlar yoktu.

(Evet, bazılarınızın, özellikle de Amerikalıların hiç hoşuna gitmeyecek “ama insanlar daima kapitalizmin son bulacağını söyledi. Mesela Marx gibileri! Aslında yanlış düşünüyorlardı.” Acaba? Avrupa ve Kanada şuan sosyal demokratlar. On yıllardır kapitalizmden öte insanın hayal gücü ve organizasyonlarına dair bir geçiş sürecindeler. Asya ve Afrika ise onlar gibi olmak istiyor. Bizim gibi zavallı geri kalmış İngilizler hariç.  Kapitalizm uzun zamandır ölüyor. Yalnızca Amerika’da bunun nasıl neden ve ne şekilde olacağı bize öğretilmedi.)

Kapitalizm, kaynakları tükenmiş, aşınmış, yakılmış, ihlal edilmiş bir dünyada çalışamaz. Tüm bu yıkımı her şeyi kâr için sömürerek, adil, gerçek veya tam bedelini asla ödemeden, her zaman alarak, asla vermeden, daima avlayarak, asla yaratmadan ilk etapta yaptı.

Bu dersin gerçeği kapitalizm yok ettiği dünyanın örgütleyici gücü olamaz. Eğer ilgilenirsen bu zaten apaçık ortadadır.  Kapitalizme en çok dayanan toplumlar ilk patlayanlar olacak. Aslında, zaten patladılar. Sadece Amerika ve İngiltere’ye bakın.

Kapitalizmden harap ettiği dünyanın örgütlenme ilkesi olmasını istemek, evinizi yakan yangının onu yeniden inşa etmesini istemek gibidir. Elbette şansını deneyip bunu ateşten isteyebilirsin. Ama ateş gülecek ve seni yakmaya devam edecek.

Umair Haque

Orijinal metin.


[1] Mantıktan ziyade duygu üzerine söylemlerle destek kazanmaya çalışan siyasi lider.

[2] ABD’li Demokrat Parti üyesi Massachusetts Senatörü

Reklamlar