Hakikaten “etik süt”ten bahsedebilir miyiz? Bu soruyu, kafede bir yandan kahvemi yudumlayıp bir yandan The Ethical Dairy  hakkında yazı yazarken kendime kendime soruyorum.

İskoçya’nın güneybatısında bulunan The Ethical Dairy bildiğiniz, tipik organik çiftliklerden değil. Çiftçi David ve Wilma Finlay ikilisi, buzağıları annelerinden daha birkaç günlükken ayırmak yerine  sütten kesilene kadar (5 ay) bir arada tuttukları yeni bir süt çiftliği sistemine öncülük yapıyorlar.

Her buzağı, annesinin ürettiği sütün üçte birini içtiği ve bunun da yaklaşık 700 dolara tekabül ettiği için bu sistem hem geneleksel akla hem de geleneksel çiftçilikten farklı bir sistem.

Hayvan refahı etrafında kurulan ve bu zamana kadar buzağıların anne sütünden mahrum bırakıldığından  habersiz kalan tüketicilerin ilgisini çeken bir sistem: Kiraladıkları 850 dönümlük çiftlikte yaz turları düzenleyen Wilma “Niçin buzağıları annelerinden ayırıyorsunuz?” diye soranların hemen hemen her zaman annelerle çocukların olduğunu söylüyor.

Kötü adamlıktan kahramanlığa

“Kötü adamlıktan kahramanlığa” geçiş yapan David’in hikayesi her kesimden insanı duygulandırabilecek, filmlere konu olabilecek bir hikaye.  10 yıldır çiftçileri kimyasal tarım maddelerini kullanması için teşvik etmekle meşgul bir adamdı, ta ki onunla tanışana kadar : Şehir kızıyken çiftçi eşi olan Wilma. Yeni doğan buzağıları annelerinden ayırmanın sıkıntıları hakkında ne zaman konuşulsa nutku tutulan David, giderek organik çiftçi olmaya başlamıştı.

David: Kimyasal ilaçları savunmaktan vazgeçtim ve bunun yanlış olduğuna samimiyetle inanıyorum. Doğaya bir defa şans verdiğinizde mutlaka güzel cevap veriyor. ‘Başka ne yapabilirim” diye kendinize sormaya başlıyorsunuz.

Wilma için cevap son derece net: İnekleri ve buzağıları bir arada tutmak için bir yol bulmaları gerekiyordu ve David nihayet ikna olmuştu.

Bunu yapmak için ikinci girişimlerinin üzerinden tam iki yıl geçti. İlk girişimleri (2012) Wilma’nın ifadesiyle “ duygusal ve finansal bir kaza” idi.

Buzağılar annelerinin tüm sütünü içmişti ve alıcılarına süt tedarik edemedikleri için ceza almışlardı. Bu sebeple planı 6 ay sonra durdurmak zorunda kaldılar ve travmayı minimize etmek için ayırma sürecini yavaşlattılar.

İlk önce inek ve buzağıları geceleri ayırmakla başladılar.Birbirlerini koklasınlar diye aynı ahıra koymuştular fakat buzağılar annelerinin memelerine ulaşamıyordu.

Bir stres belirtisi yoktu ve mucizevi bir şekilde buzağılar saman yemeye ve su içmeye başladılar ve bu da Finlay çiftinin süt elde etmeye başlayacağı anlamına geliyordu.

Sistemin çalıştığına dair büyük bir işaretti. Fakat önce mali durumlarını düzeltmeleri gerekiyordu ve bugüne kadar 1 milyon pounddan fazla yatırım aldılar.

2016’da tekrar denemeye karar verdiler. Kolay değildi ve ilkyılın sonunda çobanları işi bırakmıştı. Fakat diğer üç çoban kaldı ve bu işi başarmayı kendilerine görev bildiler. David’i de bir yıl daha devam etmek için ikna ettiler.

İneklerin öğrenme eğilimine sahip olduğu ortaya çıkmıştı. İkinci buzağılarını doğurduklarında onlara süt sağılmaları (annenin) için götürüldüklerinde çiftçilere güvenmelerini ve tekrar bir araya geleceklerini öğretiyorlardı.

5 ay boyunca buzağıları annelerinden aşama aşama ayırdırlar.Farklı zamanlarda, farklı alanlarda ayırdılar fakat her zaman için görüş mesafesini korudular ve burunlarıyla iletişimde kalmalarını sağladılar. Ama bir gün o kapı tekrar açılmadı ve anne ve buzağı bir araya gelemedi.

David: İnekler bazı sesler çıkarıyordu fakat bu ses buzağıları daha birkaç günlükken ayırdığımızda çıkardıkları sesten tamamen farklıydı. Adeta yavrularına durumdan memnun olmadığını fakat 48 saat içinde her şeyin düzeleceğini söylüyorlardı.

Beni en çok etkileyen bu sistemle beraber ineklerin davranışlarının değişmesi oldu. Beni bu işe tekrar koyulmam için ikna eden asıl sebeplerden biri buydu. Çok daha huzurlu görünüyorlardı. En iyi bu şekilde tarif edebilirim: Huzurluydular…

İnanılması güç ama daha şimdiden süt üretimi için koydukları üç hedefe ulaştılar.

Çeviri için izin alınmıştır. Asıl metin için tıklayınız

Reklamlar