us_space_force_by_ynot1989-d644tee

OpinioJuris

ABD Başkanı Trump’ın, Birleşik Devletler’in bir “Uzay Kuvvetleri” geliştirmesi gerektiğine dair açıklamaları, başlangıçta ulusal güvenlik kuruluşunca alaya alınmıştı. Kanun koyuculara yönelik bir mektupta, Savunma Sekreteri James Mattis, uzay operasyonlarına daha dar ve hatta sınırlı bir yaklaşım sunması muhtemel ayrı bir hizmet eklemeyi istemediğini yazdı.

Ancak, üç Uzay Politikası Direktifi, bir Başkan Vekili Konuşması ve bir Savunma Departmanı raporu sonra, ABD Uzay Kuvvetleri, kampanya retoriğinden bürokratik gerçekliğe hareket etmeye hazır görünmekte. General Mattis bile pozisyonunu değiştirmiş durumda.
Politika yapıcılar, bir ABD Uzay Kuvveti tasarladıkları gibi, ABD’nin, Ay ve Diğer Gök Cisimlerini de Kapsayan Dış Uzayın Keşfi ve Kullanımına Dair Devletlerin Faaliyetlerini Yöneten İlkeler Antlaşması (Dış Uzay Antlaşması)’na taahhüdünü de akıllarında bulundurmalıdırlar. Bir ABD Uzay Kuvvetinin uluslararası uzay hukukuna takılması olasıdır. Diğer devletlerce karşılıklı motive edici eylemlere ek olarak, bir ABD Uzay Kuvveti kesinliğe yakın bir ihtimalle Dış Uzay Antlaşması ile benimsenen, uzayın barışçıl kullanımı statükosunu tehlikeye sokabilir.

Hedefler, Gerekçe, Yapı ve ABD Uzay Kuvvetlerinin Kullanımı

Trump yönetiminin 2018 Ulusal Uzay Politikası, uzay hakkında “önce Amerika” ibaresi ile farklı bir ifade biçimi tercih ediyor. Hem 2010 Ulusal Uzay Politikası, hem de 2011 Savunma Departmanı raporunda yer verilen uluslararası işbirliği ve ticarî önem ifadelerinden uzaklaşılmış görünüyor. Güç için barış çağrısından sonra 2018 UUP’si rakiplerinin ve hasımlarının uzayı bir savaşım alanına dönüştürdüğünü ileri sürüyor ve gelecek uzay politikası için “dört ayak” belirliyor:

Daha esnek uzay mimarisine dönüşüm,

Caydırıcılığı ve savaşım seçeneklerini güçlendirmek,

Kurumsal yeterlilikleri, yapı ve süreçleri iyileştirmek, ve

Gelişim için elverişli yerel ve uluslararası çevreleri teşvik etmek.

Geçmişte Hava Kuvvetleri ve Savunma Departmanı tarafından birtakım direnişlere rağmen, 2018 Savunma Departmanı raporu, UUP’nin çizgisine düşüyor; hatta iki adet görevi bizzat yürütüyor:

“Amerika’nın güvenliğini, ekonomik refahını ve bilimsel malumatını artırmak amacıyla, ABD’nin uzaydaki hayatî çıkarlarını -uzay operasyonlarına sınırsız erişim ve özgürlük- koruma ;

ABD kuvvetlerini desteklemek için sonraki jenerasyon potansiyelini harekete geçirmek” (Savunma Departmanı 2018, 5)

2018 Savunma Departmanı raporu, anlaşmazlık zamanlarında ABD’nin kabiliyetlerini etkileyecek rakip devletlerin güç odakları lehine, uzayda ABD liderliğine “kalabalık, yarışmacı ve çekişmeli” gerekçesini ortaya atıyor. Çin ve Rusya ele alındığında, Savunma Departmanı, sonrasında 3.000 parça uzay atığı yaratan Rusya’nın yönlendirilmiş enerji alanları ile Çin’in Anti-Uydu (ASAT) denemesinin üzerine özellikle eğilmekte. ABD ticarî uydularına karşı caydırıcı saldırılardan ziyade, rapor, bu tür silahların karşı alan işlevselliğinden dolayı endişesini belirtiyor. Özellikle anlaşmazlık döneminde, ASAT silahları, uydu haberleşmesini kesintiye uğratmak suretiyle ABD askerî etkiliğini azaltabilir.

Teklif edilen ABD Uzay Kuvvetleri yapısı dört yıldızlı bir general veya amiral rütbesinde Uzay Komutanı tarafından yönlendirilen Uzay Operasyonları Kuvvetleri, bununla birlikte ekonomi ve teknoloji odaklı Uzay Geliştirme Ajansı ve bir de Servis ve Destek departmanını içermekte. Bu Uzay Operasyonları Kuvvetleri mevcut uluslararası uzay hukuku ile ilgili yasal komplikasyonlara sebep olmakta çünkü uzayda bir ordu oluşturmak ve eğitmekle görevlendirildiğini söyleyebiliriz.
Rapordaki savaşım vurgusu sırf Savunma Departmanı jargonu gibi görünmüyor. Başkan Trump’ın Uzay Kuvvetlerinin akıbetine dair kendi açıklaması da emperyal bir nota vermekte. Son kampanya mitinglerinden birinde Başkan Trump şöyle bir söylemde bulundu: “Uzayda Amerika’nın salt mevcudiyeti yeterli değil.” Birkaç hafta sonra Pentagon’daki konuşma sırasında, hasımlarının uzayı hâlihazırda bir savaşım alanına çevirdiğini ve ABD’nin mücadeleden çekinmeyeceğini iddia ederek başkanın görüşüne arka çıktı.

2011 ve 2018 raporları karşılaştırıldığında, kuvvetin işlevinin ekseni netleşmekte. İlki kurumlararası işbirliğini desteklerken, sonraki yeni bir askerî şubenin askerî liderliğini amaçlıyor. Belki de en çarpıcı olanı, 2018 raporunun defalarca “savaş alanı” ve “savaşım” referanslarını kullanması. 2011 raporunda bu iki kelimenin de geçmediğini belirtmek gerekir. Taslağı çizildiği üzere, ABD Uzay Kuvvetleri uzayı keşfetmek yerine ABD’yi güçlü kılmak üzere kullanılacağa benziyor.

Dış Uzay Antlaşması Bazında ABD Uzay Kuvvetlerinin Kanunîliği

Dış Uzay Antlaşması Madde IV, nükleer silahlar veya diğer kitle imha silah çeşitlerinden hiçbirinin yörüngeye yerleştirilemeyeceğini, uzaya kurulamayacağını veya gök cisimleri üzerine inşa edilemeyeceğini açıkça belirtmiştir. Nitekim, yazıldığı üzere, antlaşma geleneksel silahların uydular üzerinde veya dış uzayda bulundurulmasını veya devletlerin bu silahları kendini savunmada kullanmalarını yasaklamamaktadır. Ancak, bu çeşit silahların savunma amacı taşımayan kullanımı da uluslararası silahlı çatışmalar hukukunun ihlalini meydana getirebilir. Ve, oluşturulan herhangi bir atık, hem Dış Uzay Antlaşması Madde VI ve VII, hem de 1972 Uzay Sorumluluk Kongresi bazında sorumluluğa neden olabileceği gibi diğer devletlere ait mülkün zarar görmesi riskini de doğurabilir.

Trump yönetiminin Uzay Kuvvetleri teklifi çok daha risklidir. Dış Uzay Antlaşması Madde IV’ün ikinci fıkrası;

“Antlaşmaya taraf bütün devletler Ay ve diğer gök cisimlerini münhasıran barışçı amaçlarla kullanacaklardır. Gök cisimleri üzerinde askerî üs ve tesisler kurulması ve tahkimat yapılması, her tip silâhın denenmesi ve askerî manevralar yapılması yasaktır. Askerî personelin bilimsel araştırma veya diğer bir barışçı amaçla kullanılması yasaklanmıştır. Ay ve diğer gök cisimlerinin barışçı amaçlarla keşfi için gerekli her türlü teçhizat veya tesisin kullanılması da yasaklanmamıştır.” demektedir.

ABD ile diğer devletlerin arasında hâlen devam eden yorumsal bir ihtilafın konusu olan “barışçıl amaçlar”, askerî araç veya dış uzayda barışçıl hareket eden personeli ayırmamakta; askerî personel tarafından yürütülen bilimsel araştırmalar bile buna dahil. Şöyle ki Madde IV’ün üslubu “Ay ve gök cisimleri” üzerinde özellikle durarak, üs inşası ve istihkâm, silahların denenmesi, askerî manevraların idaresinden; yani askerden etkili bir şekilde arındırmakta. Böylece gelecekte buralarda inşa edilecek herhangi bir askerî altyapı, mevcut yasanın ihlâli anlamına gelebilir. Antlaşma sadece uzay bazlı bir ordu seçeneğine açık kapı bırakmakta. Bu yasaklamalar ile sınırlandırılmış bir ABD Uzay Kuvvetleri; gök cisimleri arasında, muhtemelen yörüngedeki uzay istasyonlarında veya uzaydaki Lagrange noktalarında konuşlanmış gemilerde, örnek olarak sürekli güneş enerjisi tedariki için Güneş’e engellenmeyen bakısı olan lokasyonlarda operasyonlar ile kısıtlanmış olurdu.

Dış uzayda kısıtlı bir çevrede operasyon yapsa bile ABD’nin çıkarlarını ve uzaya erişimini güvence altına almakla görevlendirilmiş bir Uzay Kuvvetleri, Dış Uzay Antlaşması kısıtlamalarını ihlal etme riskini taşıyacaktır. Özellikle Madde I’deki “uzayın keşfi ve kullanılması bütün devletlerin hayır ve menfaatine yürütülmelidir” ve Madde II’deki “Ay ve gök cisimleri egemenlik ilânı, kullanma ve işgal suretiyle veya diğer herhangi bir suretle millî iktisaba konu olamaz” hükümleri önemlidir.

Açık denizlerde ABD donanmasına yönelmiş yasal sınırlamalar gibi, transit geçişlerde düzenleyici bir otorite kullanarak veya uzayda ABD işgaliyle uzayı hakimiyeti altına alan ve böylece diğer devletlerin dış uzaya erişimini kısıtlayan bir ABD Uzay Kuvvetleri, yasal mücadeleleri kuşkusuz kışkırtacaktır. Hatta yukarıda belirtilenlere bakıldığında bunun ABD Uzay Kuvvetleri için tam da istenilen amaç olduğu anlaşılmaktadır: ABD ulusal güvenliği ve ticarî menfaati uğruna uzayı hakimiyet altına almak ve kontrol etmek. Bu hakimiyetin nasıl sağlanacağı ABD Uzay Kuvvetleri için önem taşımaktadır. Güç yasalarının kullanımı, kendini savunma veya BM onaylı eylemlere uzanır. Böylece provokasyon olmaksızın herhangi bir tehditkâr, diğerlerini engelleyici veya zorlayıcı tavır, yine de uluslararası hukuku ihlâl edecektir. Son olarak, hiçbir silah ateşlenmeden dahi, Madde VII ve IX uyarınca yörüngede veya Lagrange noktalarında konuşlanmış ABD Uzay Kuvvetlerinin kazaları, kirlilik ve uzay atıkları, bunlardan herhangi birinin diğer devletlerin refahını etkilemesi durumunda ABD’yi yasal yükümlülükle karşı karşıya bırakacaktır.

Özetle, ABD Uzay Kuvvetlerini gerçekleştirmek için mevcut uluslararası uzay hukukunda küçük bir pencere bulunmaktadır. ABD’yi hukukî bağlamda kuşkusuz tehlikeli sulara götürebilecek pek çok hakimiyet ve savaşım söylemleri dile getiriliyor. Kendini savunmanın temel kapasitesinin ötesinde, o küçük hukukî pencereden manzara bir miktar Yıldız Savaşları ve ziyadesiyle Uzay Yolu’dur.

Adam Irish

(Doçent, Kaliforniya Eyalet Üniversitesi Siyasal Bilimler)

Görsel: https://www.deviantart.com/ynot1989/art/US-Space-Force-369740246

Çeviren: Cansu Sezgin

 

 

Reklamlar