KaynakCBS NEWS 

Shon Hopwood silahlı banka soygunculuğundan hapis cezası çekerken aslında hukuk için mükemmel bir zihne sahip olduğunu fark etti. Steve Kroft bizlere bu olağan dışı kefaretin hikayesini anlatıyor. 

Hapishane avukatları kendilerine ve diğer mahkumlara hukuki konularda yardım etmek amacıyla hapisteyken hukuk ile alakalı yeterince bilgi edinmiş mahkumlardan oluşuyor. Her hafta onlardan mektuplar alıyoruz. Bu gece, sizleri tartışmasız en başarılı hapishane avukatı olan Shon Hopwood ile tanıştırıyoruz.—Kendisinin bir dosyası Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesinde silahlı banka soygunundan 12 yıllık hüküm cezasını çektiği sıralarda görülmüştür. Hapishaneden çıktığından beri hukuk eğitimi almış bir insan niteliği ile yeni bir başlangıç yaptı ve en iyi hukuk gazetelerinde adını duyurdu. Onunla, profesörü olduğu ulusun seçkin bir hukuk fakültesinde tanıştık.  duyabileceğiniz en beklenmedik geri dönüş hikayesi. 

Profesör Shon Hopwood Georgetown Üniversitesinde Ceza Hukuku anlatıyor.

 Shon Hopwood: İlk soru şöyle: Ortada bir Anayasa İhlali söz konusu muydu? 

Georgetown Üniversitesindeki ilk sömestrında, Professor Hopwood ceza hukukunu öğretiyor.

Shon Hopwood: Elde edilen ilk beyanlar yasadışı mıydı? Evet. 

Bu durumun ironikliği ne onda ne de onun Pekin, Illinois federal cezaevinde on yıldan az bir süre önce hüküm giymiş bir mahkum olduğunu bilen öğrencileri tarafından unutulmuş durumda.

Shon Hopwood’un Hapishane Kimlik kartı.

Steve Kroft: Ülkedeki en iyi Hukuk Fakültelerinden birinde profesör olmuş durumdasın. Bu senin yapabileceğini düşündüğün bir şey miydi?

Shon HopwoodHayır. Bu… Bunu yüksek sesle söylediğinizi duymak aslında beni güldürüyor, çünkü bana da bu durumun mantıklı gelmediği günler oluyor ve bu günleri yaşadım. Yani diğer insanların neden anlamakta güçlük çektiğini fark edebiliyorum.

“Ben heyecan verici bir hayat yaşamak istedim. Nebraska gibi küçük bir kasabada inek gübresi temizleyerek ailemin evinde yaşamak beni pek kesmiyordu” 

Steve Kroft: Seni Georgetown hukuk profesörü olarak tahmin etmek bir banka soyguncusu olarak tahmin etmekten daha kolay.

Shon Hopwood: Yani, bunun sebebi artık banka soygunculuğu devrinin kapanmış olması.

Hopwood 42 yıl önce mısır tarlaları ve sığırlarla çevrili küçük bir çiftlik olan David City,Nebraska da dünyaya geldi. O, katı bir aileden gelen parlak, burnu havada, inatçı ve kurallardan nefret eden bir çocuktu; iyi bir atlet ve kötü bir öğrenci olan Hopwood, Midland Üniversitesinden Basketbol bursu kazanmıştı ve kendini kaybedene kadar tüm bir sömestrını partilerde geçirdi. Donanmadaki iki yıllık boşluğunda son raddesine kadar içti. David City, Feedlot’a çalışmak için geri döndüğünde bu karmaşaya uyuşturucuyu da eklemişti.

 davidcity-hometown.jpg Hopwood’un şehri olan David City, Nebraska.

Bu durumun böyle gitmesinden bıkmış, yaptığı şeylerden dolayı pişmanlık duymayan ve meteliğe kurşun atar bir haldeydi.

Shon Hopwood: Ben heyecan verici bir hayat yaşamak istedim. Nebraska gibi küçük bir kasabada inek gübresi temizleyerek ailemin evinde yaşamak beni pek kesmiyordu.

Bir gece, bir arkadaşı onu sonradan çok kötü bir fikre dönüşecek olayı dinlemesi için yerel bir bara çağırdı.

Shon HopwoodO bana, “Bir banka soymak hakkında ne düşünüyorsun?” dedi. Belki birçok insan bu soruya sadece güler geçerdi yahut — “Belki bir biraya daha ihtiyacımız var gibi,” derdi ya da benim dediğim ”evet bu kulağa güzel geliyor” dışında herhangi bir şey.

Steve Kroft: Gerçekten mi?

Shon HopwoodBiliyorsun, O gece ikimizden biri bunu gerçekten yapabileceğimizi düşünmemiştir.

Steve Kroft: Eğlenceli geldi.

Shon Hopwood: Eğlenceli gelmişti. Elde etmek için çalışmadığım bu para o zamanlardaki düşüncesizce, çocukça ve aptal bir şekilde çalışan 21 yaşındaki aklımla uyuşuyordu.

Shon, aylar sonra mevki aramak için keşfe çıkana kadar bunu gerçekten yapabileceklerini fark etmemişti.

gresham-bank.jpg Gresham, Nebraska Bankası.

Steve Kroft: Bu soygun yaptığınız bankalardan biri mi?

Shon Hopwood: Evet. Üçüncü bankamız.

Asıl amaç hiçbir polisin olmadığı ve çatışma riski bulunmayan Gresham gibi az nüfuslu kentlerdeki küçük bankaları soymaktı.

Shon Hopwood: Bankaya olabildiğince çabuk girip çıkmak, kimseyi yaralamadan, alabileceğimiz en fazla miktarda parayı alıp kaçmak istedik ve bu beş banka soygunumuz boyunca yaptığımız şeydi.

Steve Kroft: Bu işte iyi miydiniz peki?

redemption-main.jpg Shon Hopwood 

Shon Hopwood: Hayır. $150,000 çalmaktan 11 yıl federal hapishanede kaldım. Bu işte iyi olduğumu düşünmüyorum.

Neticede FBI robot resimleri çizdirerek sonuca yaklaşmaya başlamıştı. Temmuz 1998, Omaha’da bir otelde banka soygunundan 10 ay sonra yakalandı.

Shon HopwoodBeni yakaladıklarında arabamı aradılar ve biraz önce soyduğum bankaya ait $100,000 nakit, birçok silah, tarama cihazı ve dürbün buldular.

Steve Kroft: Seni enselemişler ha?

Shon Hopwood: Evet, beni enselediler.

Uzun bir süre hapsedildi. Mayıs 1999, Illinois cezaevine girdiğinde 23 yaşındaydı.

Steve KroftTehlikeli miydi?

Shon Hopwood: Tabii ki. Mahkumların yapabileceği çok bir şey yoktu çünkü.

Hapishanede gördüğü ya da tecrübe ettiği şeyler hakkında pek konuşmadı. Ailesinin bilmesini istemedi ve bunların anlatılacak kadar değerli olduğunu düşünmüyordu, federal hapishanelerde gerekli olan yasal kütüphanesindeki işin güvenliği adına anlattıkları dışında.

Shon HopwoodHapishane kütüphanesinde çalıştığım altı ay boyunca neredeyse hiç kitap kapağı açmadım. Kocaman, kalın ve göz korkutuculardı.

Steve Kroft: Peki sana o kitapları açtıran ve inceletmeye başlatan kıvılcım neydi?

Shon Hopwood: Kendi motivasyonum.

Her şey Shon’un cezasını azaltabileceğini düşündüğü bir yüksek mahkeme kararıyla başladı ve diğer mahkumların her türden davalarına yardım etmesi ile son buldu.

Shon Hopwood: Kendi davalarım üzerinde 2 ay çalıştım, araştırdım ve hapishanedeki tüm zamanım boyunca hiçbir şekilde yasal bir yardım alamamıştım.

Steve Kroft: Ama diğer mahkumlar için  yardım edebildin değil mi?

Shon Hopwood: Evet. Avukatlar birçok kötü hata yaptılar ve bazen bunların cezası müşterilerine 10 yahut 2 yıla mal oluyordu.

Pekin’in duvarları arasında mahkumların saygısını kazandı ve bir şeye yeteneği olduğunu fark etti: hukuk.

Shon HopwoodHücremde oturup federal röportajları okurdum, içeriğinde federal mahkeme temyiz davaları kısaca anlatılırdı ve ben de mümkün olduğunca her bir ayrıntısını romanmış gibi sadece eğlenmek amacıyla okurdum.

Steve Kroft: Eğlenceli miydi peki?

Shon Hopwood: Bence hukuk büyüleyici bir şey.

Steve Kroft: Hangi açıdan?

Shon Hopwood: Benim için büyük bir bulmaca gibiydi.

Hapishanedeki 3 yıl boyunca hukuk adına ne kadar çok şey öğrendiğini gösterme fırsatını arkadaşı ve aynı zamanda bir mahkum olan John Feller’ın ondan yüksek mahkemede uyuşturucu hükmüyle alakalı olan duruşmaya katılmasını istemesiyle yakaladı.

Shon Hopwood: Bana gelerek, ”Bu davayı almak ister misin ve bu davayı Yüksek Mahkemeye istirham eder misin?” dedi. Ben de ”Hayır, kesinlikle olmaz” dedim.

Steve KroftNiçin?

Shon HopwoodOnun davası çok karmaşıktı bu nedenle yapabileceğimi düşünmedim ama John çok ısrarcıydı.

Bu dilekçe için aylarını gece gündüz çalışarak geçirmesi gerekiyordu.Davanın içeriği konusunda uzmanlaşması,durumu ve yasal örnekleri anlaması,temyiz prosedürü sırasında avukatlar ve hakimler tarafından yapılan hataları saptaması ve Washington’a postalamadan gerekçeleri hünerli bir şekilde mahkeme diline uygun düşen bir biçimde yazmalıydı.

Steve Kroft: Yüksek mahkeme evrakın bir mahkum tarafından yazıldığını biliyor muydu?

Shon Hopwood: İlk ipucu belgenin bir daktilo ile yazılmış olması olabilir. 2003 yılında hukuk firmaları daktilo kullanarak Yüksek Mahkemeyi nakavt etmiyorlardır diye düşünüyorum.

Dokuz Yüksek Mahkeme hakiminden dördü bu davanın görülmesinde karar kılmış olmalı. O yıl 8,000 den çok evrak dosyalandı, 74’ü kabul edildi. Bunlardan biri de Shon Hopwood tarafından yazılmıştı.

Shon Hopwood: Bir gün bir arkadaşım yanıma koşarak ve bağırarak geldi.”Shon, Shon, Shon.” onun elinde USA Today’in bir kopyası duruyordu, mahkemenin John Feller davasını kabul ettiği hakkında bir yazıyı okudu.

Steve Kroft: O an aklıdan ne geçti?

Shon Hopwood: Şaşkındım. Üzerimde mahkemenin dosyayı kabul etmesine ve doğru bir şey yapmış olduğuma, bilirsiniz, avukatların tüm hayatları boyunca yapmak için bekledikleri bir şeyi yapmanın ve ilk seferimde yapmış olmanın şaşkınlığı vardı.

Seth Waxman: Aslında mahkumların kendi evraklarını dosyalaştırması alışılmadık bir durum değil. Alışılmadık olan bu dosyalardan birinin kabul edilmiş olması.

Önde gelen bir temyiz avukatı ve Amerika Birleşik Devletlerinin eski hukuk danışmanı olan Seth Waxman kolay bir şekilde etkilenen biri değil. Ancak Yüksek Mahkemeden önce Feller’ın davasını konuşmak için ona sorulduğunda, bunu sadece hapishanedeki Shon Hopwood takımın bir parçası olursa yapacağını söyledi.

Seth Waxman: Onun bu işe karışmasını istedim, çünkü gerçekten merak ediyordum. Böyle bir eğitim seviyesinde ve hukukun hayatına bu derece ağır maruz kalan bir insan nasıl orta seviye sertifikalı bir dilekçeden daha iyi yazabilirdi, gerçekten akıl almaz.

Steve Kroft: Yani bu bir Washington Avukatı için iyi bir dilekçe miydi?

Seth Waxman: Federal hapishaneyi temsil etmek adına görevlendirilmiş lisanslı bir avukat için bile bu dilekçeye ”vay canına” derdiniz.

Waxman, Fellers davasını Yüksek Mahkemeye çıkmadan önce oy birliği ile verilen bir kararla kazandı ve Shon’a hapishanede kalan 6 yılı boyunca zihin hocalığı yaptı.

Shon HopwoodAmerika Birleşik Devletlerinin eski hukuk danışmanı iyi bir iş yaptığınızı söyleyen bir evrak yazdığında sizde bir etki bırakıyor. Özellikle her gün size değersiz ve bir hiç olduğunuzu söyleyen hapishane gardiyanları ile çevriliyseniz.

Steve Kroft : Birkaç dava daha kazandın mı?

Shon Hopwood: Kazandım. Yüksek Mahkemede bir dava daha kazandım, Altıncı Temyiz Mahkemesinde bir dava kazandım ve ülkedeki federal mahkumların yeniden yargılanmasıyla alakalı davalara ve federal ilçe mahkemelerinin davalarına baktım.

Hayatta bir amaç edinmişti ve kendisinden lisedeyken hoşlanan Ann Marie Metzner ona mektuplar yazmaya ve onu ziyaret etmeye başladığında dışarıda bir yerde onu bekleyen bir geleceğin olduğuna inanmaya başladı. Ama bunu gerçekleştirmek için önünde büyük engeller olduğunu biliyordu.

Steve KroftHapishanedeyken bir avukat olmak istediğine karar vermiş miydin?

Shon Hopwood: Vermiştim, ama bunu yapabileceğime inanmadım. Sayamayacağım kadar çok avukat bana hukuk fakültesine gidemeyeceğimi ve gitsem bile suçlarımdan dolayı asla devlet barosundan lisans alamayacağımı söyledi.

2008 de Omaha’daki rehabilitasyon evine gittiği zaman daha önce hiç Iphone görmemiş, internete dahi girmemiş ve bilgisayardan anlamayan biriydi. Ama mucize olsa gerek Amerika’da Yüksek Mahkeme için avukatların evraklarını derleyen sayılı şirketlerden Cockle Yasal Baskısının doküman çözümlemeye dair reklamına denk geldi. Andy Cockle ve kız kardeşi, Trish Billotte, Shon’un mülakata üstüne tam oturmayan bir kıyafetle, Seth Waxman tarafından yazılmış buruşuk bir mektupla ve özgeçmişinde 11 yıllık bir farkla geldiğini hatırladılar.

Andy Cockle: Biz her gün davalarının izni için tüm hafta boyunca uğraşan  avukatlarla çalışıyoruz ve onların hiçbiri bu izni alamıyor. Ama bu adam gelmiş bize aldığını söylüyor–

Trish Billotte: İki.

Andy Cockle: İki kişi izin aldı. Evet—

Steve Kroft: Ona inandınız mı?

Andy Cockle: Hayır. Onun uçuk olduğunu düşündük.

Ama onun hikayesi kontrol edildi ve böylece işi aldı.

Steve Kroft: Onu işe aldığınız için sevinmiş olmalısınız.

Andy Cockle ve Trish Billotte: Evet.

Trish Billotte: Onun gittiğini görmek üzücüydü.

Cockles’lar ile Omaha da üç yıl geçirdi, hapishanede başladığı lisans diplomasını tamamladı ve birlikte çalıştığı avukatları etkilemeye devam etti. Onların yardımları sayesinde ve düşünülen tüm karşı olasılıklara rağmen Washington Hukuk Fakültesi şansını ondan yana kullandı. Bill ve Melinda Vakfından burs kazandı ve mezuniyetinin ardında büroya kabul edildi.

Steve Kroft: Hukuk Fakültesinde nasıldın ?

Shon Hopwood: Şaşırtıcı derecede iyi.

Steve Kroft: Aslında çoktan bir avukat olmuştun?

Shon HopwoodYani, demek istediğim, okulda iyi olmak, benim için yeni bir tecrübeydi.

Ülkedeki en iyi ikinci mahkeme olan Amerika Birleşik Devletleri Kolombiya Bölgesi Temyiz Mahkemesine prestijli bir yazman olarak atanacak kadar iyiydi.

Seth Waxman: Suçlu bir banka soyguncusunun Janice Rogers Brown adına, bilirsiniz, çok önemli bir mahkemede gerçekten tutucu olan bir hakim için çalışacak olması fikri. Kesin anlamda şaşırtıcı mıydı? Evet. Bu bağlamda Shon Hopwood’un kim olduğu ve nerede ne yapmak adına yola koyulacağı o kadar da şaşırtıcı değildi.

Bir yıl sonra Georgetown Hukuk temyiz klinik davasında son derece çekişmeli bir öğretim topluluğunda çok iyi bir başarı göstermesi fakültenin onu Hukuk Profesörü olma pozisyonuna layık görmesini sağladı.

Steve Kroft: Georgetown’da hukuk öğreten bir iş edinmek ne kadar zor?

Steven Goldblatt: Gerçekten zor.

Profesör Steven Goldblatt, Georgtown Hukuk Fakültesindeki Yüksek Mahkeme Enstitüsünün fakülte müdürüdür.

Steven GoldblattHapishanede bir günün nasıl geçtiğini 11 yıl anlayan, bu tecrübeyi gerçekten yaşamış bir insanın inandırıcılığına sahip birini bulundurmak kesinlikle alışılmadık. Yani kimsenin hiç içinde bulunmadığı bir yerden onu getirmek benzersiz bir fırsattı ve potansiyel muazzamdı.

Başardığı diğer şeylerin yanında, Shon Hopwood David City’deki Annie Metzner ile evlendi ki, kendisi de şuan bir hukuk öğrencisi.  İki çocukları var.

Steve KroftBunun böyle bir hale gelmesine şaşırıyor musun?

Annie Metzner: Evet. Evet. Geleceğin bizim için neleri barındırdığına dair hiç bir fikrim olmadı. Eminim hiçbirimizin aklında bunların, bu harikulade şeylerin başımıza geleceğine dair en ufak bir ipucu oluşmamıştır.

Hopwood’un şu an ilgilendiği asıl konu ceza adalet reformu. Bazı suçlar için daha az ceza alınmasını, mesleki eğitim derslerinin sıklaştırılmasını, uyuşturucu rehabilitasyonu ve ruh sağlığı tedavisinin sağlanmasının savunuculuğunu yapıyor ve bunların birçoğu gerçekleştirilmeyen şeyler.

Shon Hopwood: Hapishaneler kişisel gelişimi sağlayan yerler değil. Biz insanları bir yere topluyoruz daha sonra onları çok az bir destekle gerçek dünyaya gönderiyoruz ve bir mucize olmasını umut ediyoruz.

Steve Kroft: Ama bir şekilde, sana karşı olan tüm bu şeylere rağmen yapabildin?

Shon Hopwood: Evet. Bana yardımcı olan merhameti sağlamak için uğraşan insanlardı. Değişimin sebebi buydu.

Maria Gavrilovic tarafından prodükte edilmiştir. Michael Kaplan, asist prodüktörü.
Kaynak: CBS NEWS 
© 2017 CBS Interactive IncAll Rights Reserved.

 

 

Reklamlar