KAYNAK : who.int

Meksika’da soda vergisi. Afrika’da tuz limitleri. Avustralya’da sade tütün ambalajları. Gana’da ulusal sağlık sigortası. Vietnam’da zorunlu motosiklet kaskı. Amerika Birleşik Devletleri’nde sağlık hizmetleri.

Bunlar tüm dünyadaki sağlığın iyileştirilmesinde ve korunmasında hukukun hayati rol oynadığını gösteren yüzlerce örneklerden sadece bazıları.

Uluslararası Kalkınma Hukuku Organizasyonu (IDLO), Sidney Üniversitesi ve Wash
ington DC’deki Georgetown Üniversitesi katkılarıyla hazırlanan Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yeni raporu, hukukun halk sağlığı için önemli bir fark yarattığı pek çok yolu anlatmaktadır. Bu rapor, tüm dünyada hukukun nüfusun sağlığını ve güvenliğini nasıl iyileştirdiğine ilişkin örnek olay çalışmalarında rol oynamaktadır ve ülkelerin, diğerlerinin deneyimlerini öğrenecekleri bir kaynak sağlamaktadır.

Cenevre’deki Sağlık Sistemleri ve Yenilikçilik grubundaki direktör Dr Rüdiger Krech “Bu rapordaki en iyi örneklerden bazılarının, insanların yaşam tarzı seçimlerindeki ortamları yeniden şekillendirmek için nüfus çapında müdahaleler kullandığını” söyledi.
“Bu, güçlü ticari çıkarlar karşısında olağanüstü bir devlet taahhüdü, cesaret ve ısrar gerektirmektedir”.

Sağlık hakkı Dünya Sağlık Örgütü’nün tüzüğünde kutsal sayılmaktadır ve bu tüzük her insanın, temel haklarından biri olan en yüksek erişebilir sağlık standardından faydalanması gerektiğini bildirmektedir. DSÖ, sağlık sistemlerini geliştirmek ve sağlık tehditlerini beelirlemek için hukuku kullanmaya yönelen ülkelere yardım sağlamaktadır.

1875 yılı itibariyle Birleşik Krallıktaki kanun koyucular, toprak sahiplerine bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için uygun sıhhi tesisat, havalandırma ve kanalizasyon sistemi sağlamak için gerekli yasayı geçirdi. Bugün bulaşıcı hastalıkların kontrolü, hukukun sağlık için nasıl fark yaratabileceğinin en önemli örneklerinden biridir. Çiçek hastalığından SARS(ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu) ve Ebola’nın yakın zamandaki salgınlarına kadar, halk sağlığı yasaları tarama, raporlama, kontak izleme ve karantinayı iyileştirmeye yardım edebilir ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önleyebilir.

Meksika’da şekerle tatlandırılmış içeceklerin tüketimini azaltmak için tanıtılan ve soda vergileri olarak adlandırılan yasa gibi sağlık yasaları, insanların günlük tüketim alışkanlıklarında doğrudan bir etki yarattığında sık sık manşetlere düşmektedir. Benzer şekilde, Avustralya’daki tütün ürünleri için sade ambalaj yasaları, sigara kullanım oranlarını azaltma çabaları için dünya çapında bir öncü olmuştur.

Georgetown Üniversitesi’ndeki  O’Neill Ulusal ve Küresel Sağlık Hukuku Enstitüsü öğretim üyesi Profesör Lawrence Gostin “Sigara kullanımını azaltmak için yasaların kullanılması halk sağlığında önemli başarılardan biridir ancak sağlıksız gıdalar, aşırı alkol kullanımı, yaralanmalar ve zihinsel sağlık gibi  baş etmemiz gereken daha nicesi var” dedi. “Bu rapor, insan sağlığı ve refahı için kanıta dayalı yasal müdahalelerin kullanımında bir yol sunmaktadır”.

Ülkeler ayrıca, sağlık sistemlerini güçlendirmek ve evrensel sağlık güvencesine doğru gelişme göstermeye yardım etmek için pek çok keşfedilmemiş alanlarda yasalardan yararlanmaktadır. Bazı ülkeler, ilaçları düzenleyen veya kaliteli sağlık hizmetlerinin herkes için mevcudiyetinden emin olan ulusal sağlık sigorta şirketleri veya acenteler gibi sağlık sistemlerini yöneten kuruluşları kurmak için yasalardan yararlanmaktadır. HIV virüsüne karşı evrensel tepki, yasaların insanları ayrımcılıktan nasıl koruyabileceğini ve zararı azaltan servislere ve tedaviye erişimini nasıl kolaylaştırabileceğini gösterdi.

Hukuk, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde sağlıkla ilgili hedeflerde gelişim gösterilmesinde ülkeler için hayati bir araç olacaktır.

Raporun yazarlarından Sidney Üniversitesi sağlık yasası ve yönetim profesörü Roger Magnusson “Sağlık sistemlerini güçlendirmek ve hayatlarını daha iyi hale getirmek için kanunları daha etkili bir şekilde kullanmanın çok büyük ve keşfedilmemiş bir potansiyeli bulunmaktadır” dedi. “Hukuk, insan yaşamının daha uzun ve daha sağlıklı, ekonomilerin de daha esnek olmasında önemli bir araçtır”.

Yasaların varlığı sağlığın korunmasına yardım edebilecekken, yoklukları veya ihmali tüm nüfusu sağlık tehditlerine maruz bırakabilir. Bazı ülkelerde  tütün ürünleri hakkındaki zayıf düzenlenmeler, bu ürünlerin kontrolsüz bir şekilde piyasa sürülmesi için ve genç içiciler edinmeleri için güçlü şirketlere izin vermektedir. Genel düzeyde Dünya Sağlık Örgütü’nün Uluslararası Sağlık Düzenlemeleri ve Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi halk sağlığındaki acil durumlar ve küresel tütün salgınına cevap vermek için yasal çerçeveler sağlamaktadır. Ancak bazı ülkelerin uyum sağlamadaki başarısızlığı, potansiyel yıkıcı salgın riski oluşturmakta ve sigaranın uzun dönemdeki maddiyat ve sağlık üzerindeki etkileri sebebiyle risk yaratmaktadır.

Ne yazık ki yasalar sağlığa zarar verebilir ve verdi de. Yasalar zihinsel olarak rahatsız insanları hapsetmek ve onların ihtiyaç duyduğu servisleri ve hakları inkar etmek için kullanıldı. Benzer şekilde Batı Afrika’daki Ebola salgını sırasındaki seyahat sınırlamaları, sağlık çalışanlarının salgının uzadığı ve salgından etkilenen ülkelere  girmesini önledi.

Fakat hukuk, sağlık hakkını korumak, geliştirmek ve ilerletmek için kullanıldığında güçlü bir müttefik olabilir.

Uluslararası Kalkınma Hukuku Organizasyonu’nun Sağlık Hukuku program yöneticisi David Patterson “Bu raporun en faydalı yönlerinden biri, halk sağlığındaki acil sorunları insan hakları ile birleştirmesidir” dedi. “Ayrım gözetmeyen, katılımcı, şeffaflığa ve sorumluluğa dayalı bu yaklaşım, tepkilerin yerel olarak sürdürülebilir ve uygun olduğundan emin olmanın en iyi yoludur”.

Çeviren : Nagihan TANDOĞAN

Reklamlar