iStock_000018189711XSmall

Kaynak: abovethelaw.com

Tatil için ayrıldığım zaman çok sinirlenmiştim. LawProfBlawg Hukuk Okulu’nda benimle ilgili hoş olmayan şeylerin vuku bulduğunu duymuştum. Bilgi almak istemiştim. Niçin bazı hayati kararların alındığını bilmek istemiştim. Mutlu olmak istemiştim. Bunların yerine okuldan ilişiğim kesildi. Onlara biraz kızarak okuldan ayrıldım.

Gün boyu süren birkaç kır yürüyüşü, biraz temiz hava ve eşsiz güzelliklerden sonra perspektifimi kaybettiğimi fark ettim. Evet, kötü şeyler olmuştu; fakat bunlar dünyanın sonu değildi. Yaşananlar bu kadar üzgün olmamı da gerektirmezdi. Üzgün olmam sonucu değiştirmedi. Üzülmek bana sadece korkunç hissettirdi, beni strese soktu ve sağduyumu kaybetmeme sebep oldu, sonunda da hiçbir şey kazanmadım. Tatilimin bir kısmını çalması için bu takıntılı düşüncelere izin verdim. Geçmişime öfkelenmem ve gelecek için kaygılanmam bugünümü çaldı.

Perspektifimi kaybetmiştim. Mesafe ile perspektifi aynı kefeye koydum. Önceden belirttiğim gibi, piyes oynanırken olayı seyirci olarak( örneğin şeref locasında) seyrederseniz daha sakin kalırsınız. Eğer piyesin ortasındaysanız, olaya odaklanamazsınız, boşuna didinirsiniz, sağlıklı düşünemezsiniz ve kötü kararlar verirsiniz.

Dalai Lama sıkça alıntı yapılan özlü sözünde derki: “Eğer bir problemin çözümü varsa; bu problemin çözümü için bir şeyler yapabilecek yeterlilikteysen bu problem için endişelenmene gerek yok. Eğer bir problemin çözümü yoksa ve bu problemi çözecek bir şey yapabilecek yeterlilikte değilsen endişelenmenin de sana bir faydası dokunmaz. Her iki durumda da endişelenmek gereksiz bir şeydir.”

Bunu iş işten geçtikten sonra avukatlar ve hukuk profesörleri için demek daha kolay. Avukatlar için sorun iki katına çıkıyor. Dediğim gibi bu sözü iş işten geçtikten sonra demek daha kolaydır ve bu sözü net bir şekilde anlayabilmek için gerekli sabrı öğrenmek bir ömür sürer. Ayrıca bir şeyleri tamir ettiğimizi ve üzerine basa basa bir şeyleri tamir edebildiğimizi abartır dururuz. Telaş yapmanın sorunu çözmeye yardımcı olacağına inanırız ve sorunu takıntılı hale getirmenin çözümü daha kolay bulmamızı sağlayacağını düşünürüz.

Sorunları çözmeye çalışma hastalığının birçok tedavi yolu vardır. Eğer sorunun tam bir çözümü yoksa sorunu düşünmeyi bırakın. Çözülme ihtimali olan sorunlarda ise ilk olarak ve de yapmanız gereken en önemli şey çözmek istediğiniz sorunun gerçekten SİZİN sorununuz olduğuna emin olun. Çoğu zaman, başkalarının sorunlarını çözmeye zorlanırız. Tabiiki başkalarının sorunları için empati kurabiliriz; ancak başkalarının sorunlarını kendi sorunumuzmuş gibi çözemeyiz.

İkinci olarak, HERHANGİ BİR fikir üretmeden önce kendinize biraz zaman tanıyın. Sorunlara verdiğimiz en iyi reaksiyonlar genelde verdiğimiz ilk reaksiyonlar değildir. En iyi yöneticiler kararlarını öfke anında almazlar. Bazı olaylarda birçok e-posta düşmanca bir tavırla gönderilir ve aceleyle tavır alınır.

Üçüncü olarak, eğer sorun gerçekten sizin sorununuzsa, zaman sınırlaması getirin. Eğer x saat boyunca soruna çözüm getiremezseniz muhtemelen daha sonra da çözümü bulamazsınız. Böyle olunca da artık sorunu düşünmeyi bırakın. Avukatlar daha fazla takıntılı olma eğilimindedir. Müvekkillerin sorunlarıyla boğuşmak harikadır, ancak bu durum sizin hayatınızı ya da iş arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizi harap etmesin.

Dördüncü olarak, bir kez sorunla ilgilenmeyi bıraktınız mı o sorunu tekrar düşünmeyin. Çünkü çözümü muhtemelen imkansız olan soruna olan takıntınız mutluluğunuzu ve değerli zamanınızı elinizden alacaktır. Ayrıca sorunu çözmeyle ilgili olan umutsuz arzun, sorunun kendisinden değil de başka bir şeyden kaynaklanıyor olabilir.( Örneğin, eğer bu sorunu çözemezsem, zeki biri değilim hissi bir gerekli olma ihtiyacından kaynaklanan bir histir.)

Son olarak, bir ay ya da bir yıl önceki hatırlamaya değer, bunaltıcı sorunlarınız üzerine düşünün. Bir yıl önceki sorunlarınızın sizi bugün rahatsız etmediğini göreceksiniz. Göreceksiniz ki bu sorunları aşacaksınız, onları geride bırakacaksınız ve yeni sorunlarla uğraşacaksınız.

Bu metinden çıkarılması gereken sonuç: Bir sorun üzerinde düşünmeyi ne kadar sınırlarsanız, ana soruna ilave olan sorunları da o kadar sınırlarsınız. Bir problem üzerinde takıntılı olmanın size başka etkileri de olur. Sorunun üzerinde düşünmek, uykusuz kalmanıza, daha az sağlıklı düşünmenize ve sorun için daha fazla zaman harcamanıza neden olur. Eğer böyle olmasına izin verirseniz kötü bir döngüye kapılmış olursunuz.

Uçağım rötar yaptı, benim için size verdiğim öğütleri uygulama zamanı.

Çeviren: Ömer Mert Zihni

Reklamlar