“Amanda Todd’un intiharı bu konuyu yüzeye çıkardı. Artık harekete geçmeliyiz” Andrew Chan bunları, Barbri International’ın düzenlediği yarışmada Siber Suçlar Blog Yazarı Ödülü aldığı yazıda dile getirdi.

Amanda-Todd
Amanda Todd’un milyonlarca kez izlenen videosu, bu yılın başında sanal taciz hakkında süregelen küresel bir tartışmayı da yeniden alevlendirdi.

 

Bu üzücü video Amanda’nın erotik fotoğraflarının yayınlanmasından sonra çektiği acıyı anlatmakta. Todd bir yabancı tarafından bilgisayarının kamerasında bu tarz fotoğraflar çekmesi için kandırılmış. Bu fotoğraflar bir Facebook sayfasında yayımlanıp ardından Amanda’nın Facebook arkadaşlarına gönderilmiş. Amanda bu duygusal çöküş sebebiyle birkaç okul değiştirmek zorunda kalmış. Sonunda Amanda’yı ikna eden adam 11 yıl boyunca dünya çapında düzinelerce genç kadına aynı şekilde şantaj yapmaktan hüküm giymiş.

Hikayesini duymak üzücü ancak unutmamalıyız ki Amanda siber zorbalığa maruz kalan tek kurban değil. Toplum siber zorbalığı daha ciddi bir sorun olarak görmeye başlamalı.

Siber Zorbalık Nedir?

Siber zorbalık, bir insana zorbalık yapmak için elektronik iletişim araçlarının kullanılmasıdır.

Elektronik iletişim, bilgisayarların ve cep telefonlarının kullanımını da içerebilir; mesajlar, e mailler, sosyal medya vs. vasıtasıyla gerçekleşebilir. Teknolojinin gelişimini düşünürsek, siber zorbalık için farklı potansiyel yollar da olabilir. Siber zorbalığın, taciz ve aldatmacaların; ergenlik depresyonu, özgüven eksikliği ve intihar trajedileri ile bağlantısı kuruldu.

Siber zorbalığa örnek olarak diğer insanları küçümsemek için sosyal medyada saldırgan yorumlar yapmak ve fotoğraflar paylaşmak hatta sahte profiller açmak verilebilir. Siber zorbalık dünya çapında, özellikle genç insanlar arasında çok yaygın. Bu alanda kurulmuş bir dernek olan BullyingUK tarafından yürütülen araştırmanın sonuçlarına göre, 25 yaş atındaki insanların %42’si çevrimiçiyken güvende hissetmiyor. Yine aynı yaş grubunda ki insanların %56’sı tanıdıkları çeşitli siber zorbalıklara maruz kalan insanlar olduğunu söylüyor. İnternet zaman içinde bir suiistimal aracı ve suçluların elinde bir silah haline geldi.

Asıl sorun ise, var olan hukuki ve sosyal tedbirler kolay etki altına alınabilecek olan kurbanları korumaya yeterli mi?

Siber suçlarla siber zorbalığın arasındaki ilişki nedir?

Mevcut İngiltere hukukunda hangi davranış ve hareketlerin siber zorbalığı oluşturduğunu belirlemek konusunda boşluklar mevcut. Yasalarda oluşan bu belirgin boşluklar ülke genelinde kaygı uyandırıyor. Yine de, siber zorbalığı oluşturacak bir faaliyet içerisinde olan kişi çeşitli kanunlarda suç oluşturan eylemleri gerçekleştiriyor olabilir.

1997 tarihli Tacizden Korunma Kanunu ve 1998 tarihli Suç ve Nizamsızlık Kanunu taciz ve tehdit oluşturan davranışları ele alır. Polis son zamanlarda Tacizden Korunma Kanununu saldırgan e mailler gönderenlerin kovuşturması için kullanıyor. Ayrıca böyle mesajlar siber zorbalığı içinde barındıran kanunlardan biri olan 1988 İletişim Araçlarının Kötü Niyetle Kullanılması Kanunu’na da aykırılık oluşturuyor.

Mobil zorbalıkla ilgili 2003 tarihli İletişim Kanununun 127. Bölümüne göre elektronik iletişim araçları kullanılarak gönderilen mesajların içeriği “ağır şekilde saldırgan veya kibar olmayan, müstehcen ya da tehditkar” sayılabiliyorsa bu mesajları göndermek ceza gerektiren bir suç oluyor. Böyle bir saldırıda bulunan insanlar ağır bir şekilde cezalandırılabiliyor ve hatta altı aya kadar hüküm giyebiliyor. 2003 İletişim Kanunu; intihar oranını yükselten ve sosyal medya kullanımı ile artan siber zorbalığa, çevrimiçi tacizlere ve aldatmacalara öznel, odaklanmış şekilde çözüm sunabilecek nispeten daha yeni bir mevzuat.

Eğitim alanında tüm İngiliz devlet okulları, 1998 tarihli Okul Standartları ve Sistemi Kanunu uyarınca zorbalığa karşı politikalar oluşturmaya yöneltildi ve bağımsız okullar da 2003 tarihli Eğitim(bağımsız okullar standartlarında) Mevzuatında benzer mükellefiyetlere tabi tutuldu. Bu düzenlemeler öğrencilere karşı siber zorbalığı önleyici önlem ve politikaları içeriyor.

Parlamento henüz siber zorbalıkla mücadele için yeni kanun yapımına başlamadı. Aslında, kanunu düzenleyecek olanları siber zorbalığı tanımlama açısından zor zamanlar bekliyor. Çünkü çok farklı kategorilerdeki davranışlar çok farklı anlamlara gelebiliyor. Hatta “Zorbalık hakkında yönelten suçlamalarla, insanların konuşma özgürlüğü de sınırlanır mı?” sorusunun yanıtını da bulmaları gerekebilir. Ayrıca İngiltere’nin yargı yetkisi içine girmeyen bir zorbalık olayında yapılan saldırı politikalarının işe yaramayabileceği sorunu da var.

Toplum bu sorunla nasıl mücadele etmeli?

Okullar, veliler, yetkililer ve özel sektörde etkili iş sahipleri siber zorbalığın yanlış ve kabul edilemeyecek bir şey olduğunu insanlara kabul ettirme sorumluluğunu beraberce yüklenmeliler. Bunun için kullanılabilecek olan en iyi yol çevrimiçi eğitimler.

Bu yılın başlarında Google, çevrimiçi tacizle daha çok mücadele etmesi gerektiği ile ilgili eleştiri yağmuruna, gençler için sahte haberler ve kötü yorumlarla nasıl başa çıkabileceklerine dair bir atölyeler serisi yayınlayarak cevap verdi. Atölyeler YouTube tarafından, 13-18 yaş arası İngiltere’nin tüm şehirlerindeki gençlere hoşgörü ve empatiyi anlatmaya çalışırken aynı zamanda çevrimiçi tacizlerle ilgili de farkındalığı artırmayı amaçlıyor. Google aynı zamanda çevrimiçi taciz olaylarıyla mücadele etmek için yenilikçi teknolojik gelişmeler ve ortaklar arıyor.

Aileler siber zorbalıkla mücadelede çocuklarına yardım etmek için onların sosyal medya hesaplarını kapatmak yerine, onlara zorlukları yenme güçlerini artırmak ve kendilerini, kişisel olarak nelere ihtiyaçları olduğunu anlamalarını sağlamak ayrıca bu ihtiyaçları daha iyi bir şekilde nasıl giderecekleri hakkında onlara yol göstermek gibi yolları takip etmeliler.

Avrupa komisyonu da siber zorbalığı, Güvenli İnternet Günü ilan ederek ve bu günde aileler ile çocuklarına internet güvenliği, sorumlu internet davranışları hakkında bilgi vererek ele aldı. Bunun yanında komisyon sosyal medya şirketlerini gençleri güvende tutmaları için yeni düzenlemeler yapmaları yolunda teşvik etti. Bunların hepsi siber zorbalıkta meydana gelen yükselişle mücadele için gerekli pozitif gelişmeler.

 Sonuç Olarak

Gençler internette her zamankinden çok daha fazla zaman geçiriyor. İçinde yaşadığımız karışık dünyada gençlerin acilen iletişimin pozitif bakış açılarını sahiplenmeyi ve onları negatif bakmaya itecek şeyleri nasıl yönetecekleri konusunu öğrenmeleri gerekli. Biz de bu konuda onlara hep birlikte destek olmak için gayret göstermeliyiz.

Mevzuatımızdaki düzenlemeler siber zorbalıktan korunmak için güvenilecek asıl kaynaklarımızdır.

Siber zorbalık hakkında oluşturulacak kanunlar günümüz dünyasında ayrıcalık değil, gerekliliktir. Teknoloji kendi yolunda hızlı ve büyük devrimler yaparak ilerlerken, kanunlarımızın da siber zorbalık ve olası kurbanları korumakla ilgili konulara odaklanması gerekmekte. Bu sorunlar ilerleyen yıllarda sosyal medya ve toplumu etkilemeye devam edecek. Özel olarak bu sorunlarla ilgilenen yeni bir mevzuat çalışmasının olabildiğince çabuk yapılması hayati bir önem taşıyor. Şüphesiz daha açık ve doğrudan konuyu ele alan bir kanun halkta daha fazla güven oluşturacaktır.

Andrew Chan, Manchester üniversitesinden mezun olan bir hukuk öğrencisidir. Entrisi BARBRI International bloğunda yayınlandı ve siber suçlar blog yzarı ödülü kazandı. Kazanan entriyi buradan okuyabilirsiniz.

Yazarlarımızdan olan Esra Baştan’a yardımlarından dolayı teşekkür ederim

Kaynak: is-cyber-bullying-a-cyber-crime

Reklamlar